EDEBİYAT SERİSİ

V Kadınları” Edebiyat Serisi’nin her kitabında bir dünya yazarının en ünlü romanını nasıl yazdığına dair “büyülü-gerçekçi” bir hikaye anlatılır.Birbirinden ünlü 7 dünya yazarının ilham perisi olan 7 büyülü varlık vardır.

Bu 7 varlığın ise 7 kadın gözetmeni...

Her birinin ismi V ile başlayan bu 7 kadına (Vera, Vanya, Victoria, Velda, Vera, Vega, Veronica, Valeria)

“V Kadınları” olarak hitap edilir. Ana karakterimiz olan İstanbul’lu genç yazar Lal’in yolu “V Kadınları” ile kesişince yıllar önce çizilmiş yaşam planını devreye girer ve birbirinden fantastik olayla, maceradan maceraya koşar.

Vampir efsanesini başlatan Drakula’yı Bram Stoker’a yazdıran kimdi? 19. yüzyılda Venedik operaları hangi aşk skandalıyla çalkalanmıştı? 1970’lerde İtalyan modasının merkezi Floransa’da yalnızca geceleri ortaya çıkan gizemli kadın kimin peşindeydi? 

Aylin Doğan, Murakami’nin Kedisi ile başlayan
“V Kadınları” serisinin ikinci kitabı Bram Stoker’ın Masası’nda, dünya edebiyatına damgasını vurmuş bir ismin daha sırrını açığa çıkarıp okurunu yeniden büyülü ve eğlenceli bir dünyanın içine çekiyor.

BRAM STOKER'ın

MASASI

EN YENİ KİTABIMIZ

“O an kendime geldim, resmen ve fiilen Murakami'nin pek mühim kedisini çalmış bulunuyordum. Oh olsun! İçimi bir huşu kapladı, bir kedi çaldığım için kendimi böylesine iyi hissedeceğim hayatta aklıma gelmezdi.”

Senaryo yazarı Lal, eşi Umut’a öfkelenip ardına bakmadan evi terk etti. Kendini Beyoğlu’nda,

St. Antoine Kilisesi apartmanlarında buldu.

Çok sevdiği yazar Haruki Murakami’nin Pera Palas’ta yapılacak bir panel için İstanbul’da olduğunu öğrenince kulaklarına inanamadı.

Otele geldiğinde kapıda bir kargaşa vardı,

biricik Murakami ise suratını asmış, lobide öylece oturuyordu. Edebiyat devinin kedisi yer yarılmış, içine girmişti! 

Murakami'nin Kedisi, Beyoğlu'ndan Prag'a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.

MURAKAMİ'nin

KEDİSİ

“O an kendime geldim, resmen ve fiilen Murakami'nin pek mühim kedisini çalmış bulunuyordum. Oh olsun! İçimi bir huşu kapladı, bir kedi çaldığım için kendimi böylesine iyi hissedeceğim hayatta aklıma gelmezdi.”

Senaryo yazarı Lal, eşi Umut’a öfkelenip ardına bakmadan evi terk etti. Kendini Beyoğlu’nda,

St. Antoine Kilisesi apartmanlarında buldu.

Çok sevdiği yazar Haruki Murakami’nin Pera Palas’ta yapılacak bir panel için İstanbul’da olduğunu öğrenince kulaklarına inanamadı.

Otele geldiğinde kapıda bir kargaşa vardı,

biricik Murakami ise suratını asmış, lobide öylece oturuyordu. Edebiyat devinin kedisi yer yarılmış, içine girmişti! 

Murakami'nin Kedisi, Beyoğlu'ndan Prag'a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.

MURAKAMİ'nin

KEDİSİ

© 2019 V Kadınları Platformu. Tüm Hakları Saklıdır.

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon